TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararlarına rağmen tahliye edilmeyen Gezi Parkı davası hükümlüsü TİP Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi tartışmalarına ilişkin olarak, “Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği kararın beklenmesi gerektiğini düşündüğüm için bunu Meclis’te okutmadım. Ama burada meselenin bir şekilde halledilmesi lazım. Zaman içerisinde bu uygulamayı ortaya koyarız.” dedi. 

Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolasıyla Meclis’te görev yapan gazetecileri ve Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.

Gazetecilerin doğru haberi vatandaşlara ulaştırmak için olağanüstü gayretler sarf ettiğini söyleyen Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Kurtulmuş, gazetecilere yeşil pasaport verilmesine ilişkin yasa teklifinin Meclise sunulduğunun hatırlatılması üzerine, meslekte belli bir tecrübeye sahip olanların yeşil pasaporttan yararlandırılması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

Numan Kurtulmuş, “Gazetecilik mesleğinde 15 yıllık süreyi doldurmuş olan arkadaşlarımızın yeşil pasaport hakkından yararlanması ve seyahatlerinin daha kolay olmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. Bununla ilgili Meclis’e verilmiş bir kanun teklifi var. Herhalde partilerin ortak bir teklifi haline dönme istidadında olduğunu görüyorum. En kısa süre içerisinde TBMM’ye gelir ve bu konu yasalaşır diye ümit ediyorum, temenni ediyorum.” diye konuştu.

İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin kanun teklifinin TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildiği hatırlatılarak konunun ne zaman Meclis Genel Kuruluna geleceğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği konusunda tavrının açık ve net olduğuna işaret etti.

NATO’nun genişleme stratejisine karşı olmadıklarını dile getiren Kurtulmuş, belli önceliklerin, hayati önemde görülen bazı hususların olduğunun İsveç’e ve Finlandiya’ya görüşmelerde bildirildiğini aktardı.

 “Herhangi bir konuda Meclis kendi gündemine hakimdir”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, süreçte Finlandiya’ya ayrı bir reçete, İsveç’e ayrı bir reçete tatbik edildiğini anlattı.

Finlandiya’nın, yükümlülüklerini yerine getirmesiyle NATO üyeliğinin önünün açıldığını belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“İsveç’in de sorumluluklarının önemli bir kısmını yerine getirdiğini görüyoruz. Bir ittifakın içerisinde müşterek hareket edeceksek Türkiye’nin son derece meşru beklentileri vardır. Nedir? Terör örgütlerine destek verilmesin, terör örgütlerinin bu ülkelerde Türkiye karşıtı faaliyetlerinin zeminine müsaade edilmesin. Avrupa’daki İslamofobi’ye karşı da dikkatli, titiz şekilde davranılsın. Bu taleplerimiz yerine getirildikçe İsveç’in de bir şekilde önü açılıyor. Dışişleri Komisyonunda bu konuşuldu. Şimdi bundan sonra iş Meclis Genel Kurulundadır. Meclis Genel Kurulu da kendi öncelikleri ve zamanlaması içerisinde bu konuyu ele alacaktır. Herhangi bir konuda Meclis kendi gündemine hakimdir. Kendi gündemi içerisinde zamanlamasını, önceliklerini tespit ederek kararını alır ve Meclis Genel Kuruluna bu öncelikler içerisinde gelir.”

Can Atalay açıklaması 

TİP’ten milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları anımsatılarak sürecin nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, şu yanıtı verdi: 

“Meclis’in gündemi içerisinde bu konu gündeme geldiği zaman… Şu anda bir şey söylemek istemem. Ben başından itibaren şuna dikkatle riayet ettim, iki yargı organı arasındaki bu sürtüşmenin bir de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafı olmaması için yazıyı şimdiye kadar Genel Kurula göndermedik. Bu meselenin suhuletle çözülmesi en doğru yol. Dolayısıyla henüz bu konuda ortaya çıkmış bir şey yok. Süreç içerisinde bunu da göreceğiz.” 

 “Siyasi polemiğin içerisine çekilmesine müsaade etmem”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, başka bir gazetecinin, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın, partisinin, TBMM’nin olağanüstü toplantı başvurusunun reddedilmesine yönelik açıklamalarını hatırlatması üzerine Günaydın’ın kendisini aradığını, talebini ilettiğini, kendisinin de cevabını yazılı olarak bildireceğini belirttiğini anlattı.

“Bu tür konular üzerinden Meclis Başkanı’nın, Meclis Başkanlığının siyasi polemiğin içerisine çekilmesine müsaade etmem.” diyen Kurtulmuş, yaz tatili döneminde CHP grubunun olağanüstü toplantı talebini istedikleri gün ve saatte tereddütsüz şekilde yerine getirdiğini, çünkü TBMM’nin o dönemde tatilde olduğunu ve belli sayıda milletvekilinin iradesinin gerçekleştirilmesi bakımından riayet edilmesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığımız Başkanlık Divanı toplantılarında da zabıtlara geçirilmiştir, olağanüstü toplantıyı sıradanlaştırmamak lazım. Adı üstünde olağanüstü toplantı. Zamanlı, günlü, ivedi bir konu varsa bunun için Meclis’in bir an evvel toplanması lazım. Anayasa’nın bize verdiği yetki ve İçtüzük gereği, zaten Meclis bir tatil ve ara verme döneminde değildir. Meclis, 26 Aralık’ta TBMM’deki tüm partilerin ittifakıyla 16 Ocak’a kadar bir şekilde Meclis Genel Kurulunu toplamama kararı almıştır. Dolayısıyla Meclis zaten şu an fiilen açıktır, komisyonlar vesaire diğer faaliyetleri sürdürülmektedir. Bu anlamda olağanüstü bir toplantıya getirmek için bir ara verme durumunun söz konusu olması gerekir ki böyle bir durum söz konusu değil. Kaldı ki daha önce Sayın Şentop zamanında yapılan bir olağanüstü çağrıyı, CHP grubu o zaman tam da bu gerekçeyle reddetmiş. ‘Böyle bir çağrı yapmayın.’ demiş.”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, diğer taraftan TBMM Genel Kurulu’nun gelecek hafta toplanacağını hatırlatarak, “Meclis’in üç gün sonra toplandığında bu konuyu enikonu müzakere edebilecek bir kabiliyeti, gücü vardır.” diye konuştu.

Meclis Genel Kurulu gelecek hafta salı günü toplandığında Can Atalay konusu veya başka bir konuyu enine boyuna müzakere edilebileceğine işaret eden Kurtulmuş, “Meclis kendi gündemi içerisinde bunu değerlendirir.” dedi.

 “Zaman içerisinde bu uygulamayı ortaya koyarız”

Meclis Başkanı Kurtulmuş, iki yargı organının Can Atalay konusundaki görüş ayrılığına işaret edilerek, çözüme nasıl ulaşılabileceğinin sorulması üzerine, “Ben, tekrar geçmiş örneklerdeki, Enis Berberoğlu ve Gergerlioğlu dosyalarındaki durum yaşanmasın diye, Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği kararın beklenmesi gerektiğini düşündüğüm için bunu Meclis’te okutmadım. Ama burada meselenin bir şekilde halledilmesi lazım. Zaman içerisinde bu uygulamayı ortaya koyarız.” değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, bir gazetecinin, zamanlama konusunda bir öngörü olup olmadığı yönündeki sorusuna karşılık, TBMM’nin millet adına demokrasiyi kurallarıyla yerleştirme gayreti içerisinde olan en nadide kurum olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, “Bu anlamda TBMM, hukuki bir tartışmanın tarafı değildir ve olamaz. Onun için de ısrarla TBMM’nin iki yargı kurumu arasındaki bu tartışmanın tarafı olmaması için, böylece hukuki olarak ortada olan bu tartışma konusunun bir de siyasi tartışmaya dönmemesi için gayret ettik. TBMM gündemine hakimdir ve bu anlamda da gerekli adımları atar.”

Kurtulmuş, “CHP’li Günaydın, bugün 8 partiyle sizden randevu talep ettiklerini iletti. Bir yanıt verecek misiniz?” sorusuna, “Gökhan Bey ile arkadaşlar görüştüler. Yarın bir heyet olarak ziyaretime gelecekler.” dedi.

 “Aksi takdirde demokrasi olmaz”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te birbiriyle “a” ve “z” gibi farklı partiler olabileceğini; TBMM’de 6 siyasi parti grubu bulunduğunu ve 14 siyasi partinin temsil edildiğini anlattı. Partilerin birbirlerine ellerini uzatmak durumunda olduğunu dile getiren Kurtulmuş, kendisinin de tarafsız bir Meclis Başkanı olarak TBMM’yi yönetmeye gayret ettiğini söyledi.

Kurtulmuş, siyasi partilerin farklı siyasi tutumlara sahip olabileceğine de işaret ederek, en sert tartışmaların yapıldığı ortamlardan sonra bile grup başkanvekillerinin bir araya gelerek sohbet ettiklerini aktardı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclis meselelerin müzakere edilebildiği, hukuk çerçevesinde gözden geçirilebildiği, farklı kanaatler içerisinde çoğulculuk ilkesi prensipleriyle çoğunluğun karar aldığı bir yerdir. Aksi takdirde demokrasi olmaz. Bunlardan birisi olmazsa, çoğunluğun veya çoğulculuğun itibar edilmediği ortamlarda zaten demokrasi olmaz. Ben bunu yapmaya gayret ediyorum. Arkadaşlarımızın fikirleri varsa görüşürüz, konuşuruz. Bir daha gelirler, tartışırız, ben onları dinlerim, fikirlerin bir ortaklaşmayı sağlayabilecek imkan olursa bunu sağlamaya gayret ederiz. OImazsa, bize Anayasa’nın ve İçtüzüğün verdiği imkanlar çerçevesinde Meclisin yönetilmesine gayret ederiz.”

Yargıtay 3. Ceza Dairesi Can Atalay kararına yine uymadı, vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye yeniden yazı gönderdi

Yerel mahkemenin dosyayı gönderdiği Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM)  Can Atalay hakkındaki hak ihlali kararını görüştü. Daire 3 Ocak’ta açıkladığı kararda, “AYM’nin hak ihlali kararının hukuki değeri yok” diyerek, karara uyulmamasını kararlaştırıldı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa’nın 153/6. Maddesi kapsamında uygulanabilecek bir kararın var olmadığını belirtti, AYM’nin kararının “jüristokratik” bir davranış olduğunu savundu.

Atalay ile ilgili “hakkındaki yargılamanın durdurularak tahliye edilmesine” yönelik ilk AYM kararına uymayan ve anayasaya aykırı davrandıkları gerekçesiyle AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ikinci kararda AYM’nin “Kararlarıma uyulması zorunlu” mesajı vermesine sert tepki gösterdi. Bu kararı “hukuki değerden yoksun” olarak niteleyen ve ortada uyulacak bir karar bulunmadığını belirten Daire, Atalay’ın tahliyesi talebini yeniden geri çevirdi ve vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye yeniden yazı gönderdi.

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU YAZDI – Yargıtay 3. Ceza Dairesi Can Atalay kararına yine uymadı, AYM’yi yerden yere vurdu: “AYM, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetini bile tartışmaya açabilir”


Yerel mahkeme AYM’yi yine dinlemedi: Atalay dosyası ikinci kez Yargıtay’a gönderildi

Anayasa Mahkemesi’nin ikinci kez verdiği ihlal kararının gerekçesini açıklanmasının ardından toplanan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın hakkında AYM kararını uygulamayarak, dosyayı bir kez daha Yargıtay’a gönderdi.

Anayasa Mahkemesi’nin ikinci kez “hakları ihlal edildi, tahliyesi gerekir” kararı verdiği TİP Milletvekili Can Atalay ile ilgili düğüm yine çözülemedi. AYM’nin ilk kararından sonra dosyayı Yargıtay’a gönderen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tavrını sürdürdü. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Atalay kararı nedeniyle “suç işlemek”le itham ettiği ve kararını uygulamadığı AYM’nin bir kez daha hak ihlali kararı verirken ihlali gidermekle yerel mahkemenin görevli olduğunu açıkça belirtmesi de durumu değiştirmedi. AYM kararından sonra önce gerekçeli kararı bekleyeceğini bildiren, gerekçeli karar bugün yayımlanmasına rağmen 11 saat boyunca müzakere yürüten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu kararda “yetkili makamı belirlemekle AYM yükümlüdür, yerel mahkeme belirleyemez” denilmesine rağmen Atalay dosyasını Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne yeniden gönderdi. Yerel mahkemenin bu kararına karşı hem AYM’nin hem de Yargıtay’ın nasıl bir tutum alacakları ise merak konusu oldu.

TIKLAYIN – Yerel mahkeme AYM’yi yine dinlemedi: “Anayasa’ya aykırı” uyarısına rağmen Atalay dosyası ikinci kez Yargıtay’a gönderildi

TIKLAYIN – Can Atalay’ın avukatları: Üç hakimin derhal bu gece HSK tarafından açığa alınması gerek


AYM’den ikinci hak ihlali kararında, mahkemeye “Gereğini yapın” demişti

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu 21 Aralık’ta, Gezi davasından 18 yıl hapis cezası alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verdi. Yüksek Mahkeme’nin hakkında verdiği ihlal kararına uyulmaması nedeniyle yaptığı ikinci başvuruyu inceleyen AYM, Anayasa’nın 67. maddesinde güvence altına alınan “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile 19. maddesinde güvence altına alınan “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verdi. Bu karara İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Muammer Topal karşı oy kullandı. AYM, Anayasa’nın 148. maddesinde güvence altına alınan “bireysel başvuru hakkı”nın ihlal edildiğine ise oy birliğiyle karar verdi. 

Hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, yeniden yargılanmasına başlanması, infazın durdurulması, tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi için kararın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine oybirliğiyle karar veren Yüksek Mahkeme, Can Atalay’a da 100 bin lira tazminat ödenmesine de hükmetti.

Can Atalay’ın avukatları Fikret İlkiz ve Deniz Özen ise AYM’nin kısa kararının mahkemeye gönderildiğinin bildirilmesi üzerine harekete geçerek, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Avukatlar, AYM kararına göre mahkemenin infazı durdurarak tahliye kararı vermesini talep etti.

TIKLAYIN – Yargıda kritik yol ayrımı: Can Atalay için nasıl hareket edilecek, bu kez tahliye edilecek mi?

Gerekçeli karar: “Yargıtay, Türk hukukunda bulunmayan bir karar verdi”

AYM, 21 Aralık’ta verdiği ikinci hak ihlali kararının gerekçesini ise 27 Aralık’ta açıkladı. Resmi Gazete’de yayımlanan kararının gerekçesinde, Yüksek Mahkeme, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmayarak “Türk hukukunda bulunmayan bir karar verdiğini” belirtti. AYM’nin bireysel başvurularda verdiği hak ihlali kararlarının herhangi bir merci tarafından inceleme ya da denetlemeye tabi tutulamayacağına vurgu yapan Yüksek Mahkeme, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararını “ayrıksı” olarak nitelendirdi. Mahkemelerin AYM kararını uygulamaktan hiçbir şekilde kaçınamayacağını ve “keyfi kararlara müsaade edilemeyeceğini” belirten AYM, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığının yargısal makamlar tarafından tartışılamayacağını vurguladı. Anayasa’nın, daha önce dosyayı Yargıtay’a gönderen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne böyle bir yetki vermediğinin altını çizen AYM, yerel mahkeme ile AYM kararını uygulamayan ve AYM üyelerini “suç işlemek”le itham eden Daire’nin Anayasa’ya açıkça aykırı hareket ettiği vurguladı.

AYM kararında, “Mahkeme, usul hukukunda kendisine verilmemiş bir yetkiyi kullanarak ihlal kararının gereğini yerine getirmekten kaçınmış ve dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiştir. Daire de ‘Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına’ şeklinde Türk hukukunda bulunmayan bir karar vermiştir” denildi.

TIKLAYIN – AYM’nin Can Atalay kararının gerekçesi açıklandı: “Yargıtay, Türk hukukunda bulunmayan bir karar verdi”

TIKLAYIN – Siyasi parti liderlerinden Can Atalay tepkisi: Hatay’ın iradesini gasp etmekten vazgeçin; yeri cezaevi değil, Hatay halkının yanı!


AYM’nin ilk ihlal kararı ve Yargıtay vurgusu

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Atalay’ın “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” hakkı ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiği sonucuna varmış, ayrıca Atalay’a 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetmişti.

Yüksek Mahkemenin 27 Ekim tarihli gerekçeli kararında Atalay’ın 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde milletvekili seçildiği, yasama dokunulmazlığına sahip olduğu konusunda kuşku bulunmadığı belirtilmişti. Atalay’ın durumunun, Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen istisna kapsamında olduğu gerekçesiyle yargılanmasına devam edildiği ve tutuklu bulunduğu anımsatılan kararda, Atalay’ın, TBMM’de yemin edemediği ve milletvekilliği görevini fiilen yerine getiremediği aktarılmıştı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, Atalay’ın yasama dokunulmazlığından faydalanamayacağı kanaatine vardığı aktarılan gerekçede, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi içtihadına aykırı davranmış, benzer ihlalleri önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş, aksine başvurucunun anayasal haklarını -Anayasa’nın parlamentoya verdiği bir yetkiyi kullanarak- daraltıcı bir şekilde yorumlamak suretiyle ihlal etmiştir” tespiti yapılmıştı.

TIKLAYIN – AYM’nin Can Atalay hakkındaki gerekçeli kararı: “Yargı, yasama dokunulmazlığının kapsamını belirleyemez”

Yerel Mahkeme AYM kararını uygulamadı

AYM, ihlale ilişkin kısa kararını 25 Ekim’de İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Tahliye kararı vermeyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 27 Ekim’de dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderdi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 1 Kasım’da mahkemeye bir yazı göndererek kendilerine gönderilen yazının bir “müzekkere” olduğunu söyleyip dosyanın gönderilmesiyle ilgili bir karar verilmesini istedi. Bunun üzerine İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi kararı aldı, 2 Kasım’da mahkeme dosyasıyla ilgili 28 adet kelepçeli çuvalı Yargıtay’a yolladı.

TIKLAYIN | AYM’nin Can Atalay’ı tahliye kararını reddeden mahkemeden tarih skandalı: 25 Ekim tarihli AYM kararı için 13 Ekim tarihli karar paylaşıldı!

TIKLAYIN | Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararına Yargıtay’ı işaret ederek uymadı!

Yargıtay AYM’ye “Yetkiyi aştı” dedi, suç duyurusunda bulundu

Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise 8 Kasım’da Atalay için “hak ihlali” kararı vererek, tahliyesinin gerektiğine hükmeden Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını değerlendirirken, tarihe geçecek bir hükme imza attı. Yargıtay, AYM kararına rağmen Atalay’ın tahliyesini reddederken, hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti.

TİP’ten milletvekili seçilmesinin ardından Atalay’ın tahliye talebini reddeden Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu kararını yerinde bulmayan ve Atalay’ın tahliyesinin gerektiğine karar veren AYM’yi tanımadı. Yargıtay, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı da aldı.

TIKLAYIN | Türkiye tarihinde bir ilk: AYM kararına uymayan Yargıtay, Can Atalay hakkında ‘hak ihlali’ kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu!

TIKLAYIN – AYM üyelerinin soruşturulması bilmeceye dönüştü: 15 üyeli AYM’de 9 üye incelenecek ancak Genel Kurul en az 10 üyeyle toplanıyor

Yargıtay’dan AYM’ye ağır suçlama

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından Yargıtay Başkanlığı tarafından 10 Kasım’da yapılan açıklamada, “Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır” denildi. Ayrıca açıklamada Anayasayı korumak amacıyla kurulan Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu davada, anayasa koyucunun iradesini yok sayarak Anayasa’nın 83’üncü maddesindeki atıf nedeniyle somut olaya uygulanması gereken 14’üncü maddesini işlevsiz bırakıldığı öne sürüldü.

TIKLAYIN – Yargıtay’dan Anayasa Mahkemesi’ne ağır suçlama: Hukuk sistemini kaosa sürükleyecek vahim kararlar alıyor, anayasa koyucunun iradesini yok sayıyor!

Yargıtay kararı sonrası Atalay’ın avukatlarından ikinci başvuru

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararından sonra cezaevindeki Atalay’ın avukatları, Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması nedeniyle Yüksek Mahkeme’ye 1 Aralık’ta ikinci kez başvuru yapılmıştı. Avukatlar Atalay’ın; “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı”, “adil yargılanma hakkı” ve “kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının” ikinci kez ihlal edildiğinin tespitini ve bu ihlallerin ortadan kaldırılmasını talep ettiği belirtilmişti.

Anayasa Mahkemesi; Atalay’a ilişkin verdiği hak ihlali kararının yerine getirilmemesi nedeniyle yapılan ikinci başvuruyu 21 Aralık’ta görüşme kararı almıştı. Yüksek Mahkeme, “bireysel başvuru hakkı”nın ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verdi. “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlaline ise oy çokluğuyla karar verildi. Atalay’a 100 bin lira tazminat ödenmesine hükmeden AYM’nin kısa kararı, infazın durdurulması ve tahliye kararı verilmesi için yeniden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

TIKLAYIN – Can Atalay’ın avukatları harekete geçti: AYM kararının gönderildiği mahkemeye tahliye için başvuru yapıldı

TIKLAYIN – Yargıda kritik yol ayrımı: Can Atalay için nasıl hareket edilecek, bu kez tahliye edilecek mi?

 

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU YAZDI

  •  
  • Yargıtay’ın Can Atalay acelesi: AYM, 27 Eylül’de tarih verdi, Yargıtay, Berberoğlu örneğine rağmen Atalay’ın cezasını bir gün sonra onadı
  •  
  • Anayasa 14’ü kullanmak: Can Atalay’dan Sırrı Süreyya Önder’e devletin hukuksuz cezalandırma yöntemi
  •  
  • Yargıtay, Gezi’de AİHM kararı ile AYM içtihadını dikkate almadı, cemaat dinlemelerini kanıt saydı, cezaları az bularak onadı!
  •  
  • Yargıtay AYM’yi dinlemedi, TİP Milletvekili Can Atalay’ın tahliye talebini reddetti: “Aksi takdirde kanlı terör eylemlerini yapanlar vekil olur”
  •  
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi Can Atalay kararına yine uymadı, AYM’yi yerden yere vurdu: “AYM, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetini bile tartışmaya açabilir”

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir